25 Kasım 2022 Cuma

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü

Bu fotoğraf bir arttırılmış gerçeklik uygulaması ile bu hale getirildi. Çünkü ben yaşamım boyunca hiç fiziksel şiddete uğramadım. 
Bu postmodernist yaklaşım sizi rahatsız mı etti ?
Sizin de günlük hayatın içinde yadsıdığınız bir çok şey beni rahatsız ediyor! Şiddeti her zaman elle tutulur gözle görülür sanmanız da!
Sırf kendime bir yol arkadaşı seçip onunla bir hayata devam etmeyi seçtiğim için köklerimden koparılıp soyadımın değişime zorlanması ŞİDDET!
Günlük hayatın koşuşturmacası içinde yemek,temizlik ev işleri gibi angaryaların baştan bir kabulle benim sorumluluğuma yüklenmesi ŞİDDET!
Kendi soyadımı bile veremediğim bir canlı dünyaya getirip onun tüm yaşamsal ihtiyaçlarının benim tarafımdan karşılanmasını beklemek ŞİDDET!
Birey olarak hayaller kurduğumda ve bunu paylaşma cesareti gösterdiğimde "kadın başına" ile başlayan cümleler duymam ŞİDDET!
O eril tavrınızla benim inançlarım, yaşam tarzım üzerinden sanki söz sahibiymişsiniz gibi atıp tutmalarınız ŞİDDET!
Güçlü, başarılı, kariyer sahibi, kendi ayakları üzerinde duran hemcinslerimden korktuğunuz için bizleri aşağılarcasına arkamızdan konuşmanız ŞİDDET!
Hiç fiziksel şiddet uygulamamış erillerin içten içe bunu marifet sayarak gururlanarak anlatması ŞİDDET!
21. Yüzyılda hala varoluşsal haklarım olduğunu size anlatmaya çalışıyor oluşum, bir de bunun savaşını vermek zorunda oluşum ŞİDDET! 

Şimdi ben tüm bu zorluklar içinde yaşama mücadele gözüyle bakmak zorunda kalıyorken sizin "şiddet" tabirinizle uyuşmuyor oluşum adil mi gerçekten ? Zihinlerinizin içinden geçen tüm "AMA" lar ŞİDDET! 
Zihinlerinize karşı mücadele günü bugün, ilkelliğinize, körlüğünüze karşı !

22 Kasım 2022 Salı

Monster: The Jeffrey Dahmer Story


Beni oldukça şaşırtan anket sonucundan sonra, 3 - 5 kelam etmeden duramadım. Monster: The Jeffrey Dahmer Story hakkında...
Bu gözler zamanında Six Feet Under, True Detective, Sherlock falan izledi arkadaşlar yeni nesil dizilerden çokta bir beklentim yok artık. Ama Dahmer izlemek asla zaman kaybı değildi.
Tamam kabul sonuçta Netflix dizisi dolayısıyla illa her şeye bir dokundaracağım kaygısı nedeniyle senaryo sapmalara uğramış. Neticede belgeseli ayrı; bu bir dizi o gözle bakmak lazım ve gerçekten yaşanan bu korkunç olaylarda bakabileceğiniz birden fazla bakış açısı var. Seri katiller "insanlaştırılıyor" çığlığının karşısında sağlam bir duruşum var benim. İnsan dediğimiz varlık biçimi sadece merhamet, sevgi, şefkat gibi üstün duygulardan oluşmuyor. "Canavar" sıfafı uygun gördüğünüz tüm özellikler de kusurlarıyla, defosuyla, arızalarıyla bildiğiniz insan! Önce varoluşumuzu yüceltmeyi bırakıp insanı üstün varlık bilinci ile görmeyi bırakmalıyız bence. Üstelik bu dizide başka örneklerinde olduğu gibi zorlama bir biçimde "ah katile de yazık" diyemiyorsunuz bence oradan vurulamaz. Üstelik Dahmer diğer seri katillerde bizi çeken aşırı zeka, üstün entellektüelite gibi özellikleri de barındırmadığı için kendisinden nefret etmek kolaylaşıyor. İçinde hiç bir zeka barındırmayan tamamen haz odaklı yaşayan, üstelik empati yeteneği varken kendi isteklerini her koşulda başkalarından üstün tutabilen  biri Dahmer. Mesela  ben olayların gerçekten yaşandığını ve görece yakın bir tarihte yaşandığını içselleştirdikten sonra kurbanların sevenlerinin hala hayatta olduğunu hesaba katarak asla bu diziyi çekmezdim.  Onların duyguları benim kazanma ihtimalim olan paralardan daha değerli olurdu çünkü 😕
Ama mevzu bahis Netflix tabi ki yapacaklardı!
Evan Peters'ın oyunculuk başarısından da bahsedelim tabi ki, hayırlı uğurlu olsun alacağı ödüller...
Sadece keyifli zaman geçirmek için dizi izliyorsanız, üstelik bazı dizileri benim gibi ×2 hızında izliyorsanız dizinin o kadar yavaş akması sizi çileden çıkarabilir. Ancak bunun bilinçli bir seçim olduğunu ve neden öyle işlendiğini bildiğinizde saygı duymak kalıyor geriye. Üstelik dizinin sanatsal estetiği de pek yabana atılır cinsten değil. Dahmer'in tüyler ürperten yanlarını görürken uygulanan o gıcık sarı tonu görece normale döndüğünde maviye geçiş gibi ayrıntılar başarılı olmuş... Üstelik gerçekten izlenilesi bir 6. bölümü var.
Seri katille empati kurmanızı sağlamak üzerine yapılmış bir dizi değil bu ya da ben kendisiyle aramda asla bir bağ kuramadığım için bana öyle gelmiştir bilmiyorum. Sakın bana "seri katille aranda nasıl bir bağ kurabilirsin ki?" gibi bir soru ile gelmeyin yoksa siz Dexter'ı hiç mi sevemediniz derim daha da ileri giderseniz Hannibal Lector'a olan aşırı sevgimi anlatmak zorunda kalırım 😊 Neyse bunlar benim karanlık iç dünyam. Ama Dahmer hakkındaki bazı yorumlarda "aşırı rahatsızlık verici" deniliyor olması beni biraz korkuttu bana öyle gelmediği çok kayıtsız kalabildiğim için 🤔
Sonuç olarak daha önce kendisinin varlığından haberdar olmadığım bir seri katille bu dizi sayesinde tanışmış bulundum. Asla favorim olmadı. Dizi olarakta ilk 10'uma bile giremedi ancak bu dizi çöplüğünün içinde benim için bir adım öne çıktığı doğrudur. İzlenir yani arkadaşlar, hatta ince ince incelenir , hatta ve hatta kendinizi tutamayıp böyle uzun uzun yazdırabilir de 😬

19 Kasım 2022 Cumartesi

İzmir Artemis'tir !

Hadi biraz marka şehir yaratmak anlamında strateji belirlemek zihin sıçralamaları yaratmak için Artemis'i inceleyelim...
Artemis= Diana, Kybele, Ma...
Yunan mitolojisinde siliktir Artemis, ayın tanrıçası, avcılığın tanrıçası Apollon'un ikizi, bakire kalmaya karar vermiş bir tanrıça.Athena , Afrodit, Hera  varken pekte sözü geçmez. Ama bu topraklara gelir miti...

Amazonların toprakları, kadının hakim olduğu doğa üstü olduğu inancının benimsendiği topraklar. Ve Artemis büyür, tanrısallığının kapsamı genişler Efes Artemis'i tam da bu yüzden ayrılır benzerlerinden, eşsizdir. Evren yurttaşlığının vücut bulduğu Efes'te Artemis doğu ile batıyı birleştirir elbette. Doğanın tanrıçasıdır hayvan figürlerinden anlarsınız ama toprağa hükmederken gökyüzüne de hükmeder boynundaki 12 burç simgesinden anlarsınız. Öyle görkemli  bir tapınak yapılır ki adına günümüzde inansanızda "güneşin altında yeni bir şey olmadığına" eski göz kırpar size tarihi yazıtlardan der ki "Olimpos'un dışında güneş hiç bu kadar büyük bir şeye bakmadı" belki de tam da burdadır hiçliğin boşluğuna kendinizi bırakmamanın sırrı. Rönesans başlamıştır antiği geri getirmek için, bu topraklarda Artemis vardır bilirsiniz dönüp bakasınız gelir. Meryem Ana'nın tepeden seyretmesi Efes'i tesadüf değildir kendisinin figuranlarının duruşunun Artemis heykeline bu kadar benzemesi de... Zira Artemis'e rakip bir din yaratmak zordur halk çok sever tanrıçasını. Kadın figürü dışında bir koruyucu kabul etmez bu şehir.


İsmini Amazon kraliçesinden alan İzmir'indir
 Artemis!
Böyle de bir değerin varken çokta kaybolman gerekmez labirentlerde. Özdeşletirirsin kendini onunla. Bütün kültür, sanat ve spor stratejilerini kurabilirsin bunun üstüne. Okçuluğun merkezi yaparsın şehrini Artemis'in avcılığına gönderme yaparsın, topraklarında verimi arttırırsın bereketine gönderme yaparsın, genç kızların koruyucusudur Artemis kız çocukları özelinde fark yaratacak eğitimler düzenlersin, Artemis adında bir roket başka bir ülkeden fırlatılmaz mesela astronomi de gelişirsin, tüm dünyada astroloji popüleritesini yükseltirken burayı merkezleyecek kongreler düzenlersin. Artemis doğanın tanrıçasıdır onunla dallanıp budaklanırsın...
İzmir deyince sizin de aklınıza saat kulesi gelmesin artık ne olur! 👇🏻

İzmir Artemis'tir Artemis İzmir!
Sevgili tanrıçamıza atfedilen görkemli tapınağın bulunduğu Efes'ten çıkması tarihin ilk reklamının göz kırpsın size. Şu şehri adam akıllı bir strateji ile marka şehir yapın artık. Bu debelenmeleriniz çok yoruyor beni...

15 Kasım 2022 Salı

"İzmir'in 100'ü" ile Çerkes Karadağ

Geniş açı kullanımı ile sizi içine çeken, davet eden bir İzmir sergisine hazır mısınız ?



Belki onlarca kez geçtiğiniz sokaklarda hiç gözünüzün değmediği ayrıntıları keşfedeceksiniz; Çerkes Karadağ'ın gözünden...


Özellikle duvar resimleri ile oynayışına tablo ile fotoğraf arasında sıkışıp kalmışlığınızla sevineceksiniz. Belki ben nasıl buradan bakamadım diyerek şaşıracaksınız.

 
Ama her defasında yine yeniden aşık olacaksınız, kolunuzdan tutup yapışacak size  İzmir!


İzmir deyince de:
"Yeni bir ülke bulamazsın, başka bir deniz bulamazsın. Bu şehir arkandan gelecektir. Sen gene aynı sokaklarda dolaşacaksın. Aynı mahallede kocayacaksın; aynı evlerde kır düşecek saçlarına. Dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin sonunda. Başka bir şey umma - Bineceğin gemi yok, çıkacağın yol yok. Ömrünü nasıl tükettiysen burada, bu köşecikte, öyle tükettin demektir bütün yeryüzünde de. "
Konstantinos Kavafis

"İZMİR'İN 100'Ü" sergisi 18 Aralık tarihine kadar doya doya gitmek için hazır ve nazır... Buyrunuz 😊💕



12 Kasım 2022 Cumartesi

"İyiliğin ve Kötülüğün Ötesinde" Yıldanur Ketenci

"İyiliğin ve Kötülüğün Ötesinde" bir yere davet ediyor Yıldanur Ketenci sizi...
İyiliğin ve kötülüğün ayrılmaz bir bütün olduğunu kabullenmeye, ikisinin dengesi içinde var olmanın dayanılmaz hafifliğine, mitlerin gözünden bakmaya hazırlanın!
26 Kasım'a kadar Galeri A 'da seyrinize hazır, buyrunuz 💕

5 Kasım 2022 Cumartesi

"Gâvur Mahallesi" sergisi ile Ahmet Güneştekin İzmir' de !

Ben sanat tarihçisi değilim, sadece miğdesinde kelebekler oluşması hissinin peşinde koşan, heyecanlanacak,beynimdeki zıplayan tavşanları besleyecek üretimler arayan bir sanat severim. O yüzden az sonra okuyacaklarınızın lütfen sadece amatör bir sanat severin gözünden olduğunu unutmadan okuyun. 


Ahmet Güneştekin'in otodidakt olmasını, kendi tekniğini oluşumu sürecinde icat etmiş olmasını, özgünlüğünü, bunların hepsini çok değerli sanat tarihçilerimize bırakıyorum...  Kendi kendini var eden bir adam olması, Yaşar Kemal gibi bir deve baba demesi karşılığında hakkını veren bir evlat olması, uluslararası başarıları, eserlerinde ikiliği vurgulayış şekli ve beslendiği tüm konularda aynı bakış açısına sahipken benim yaratamıyor olduklarımı bir sanatçı olarak şahane biçimlerde yaratıyor olması ise itiraf edeyim bana kendisine hayran olmaktan başka çare bırakmıyor.
Benim gördüklerim ise:

Toprakların hikayelerini zamanın başlangıcından alarak, "an"a taşımayı seviyor ve işleyiş şekli ile Jung görse hayran olurdu dedirtiyor çünkü kolektif bilinçdışını vurgulamayı çok iyi başarıyor. Eserlerin hepsinde estetik haz doyum noktasını zorluyor evet ama eserlerin hikayelerini öğrenince ise ödomanik hazların içinde dolanmaya başlıyorsunuz. Benim kalp atışlarım da aynı doğrultuda hızlanıyor... Kullandığı kırk yama tekniğini ya da hangi tekniği niye kullandığını neden bazı eserlerinde 3 boyutu tercih ettiğini anlayınca saygı duymaktan başka bir seçenek bırakmıyor size ama gölgeyi atlamış vs gibi sonuna eklemek isteyeceğiniz tüm "ama"lar  anlamsızlaşıyor...Güneştekin farklı disiplinler ve farklı tekniklerle oynaşırken ortaya çıkanlara ancak hayran olabiliyorsunuz. Bence Ahmet Bey kendine ait çok ihtişamlı, çok renkli yeni bir dil yaratmış, var olan dillerde derdimi anlatınca anlamıyorsanız ben de kendi dilimi yaratır size onu öğretirim der gibi ... 
Çok etkilendim, saklayacak değilim! O kadar etkilendim ki oynadığım sayısal lotoların kazanma durumunda gideceği yer somutlaştı 😊 Çünkü bir Güneştekin eseri sahibi olmak belki kıyaslanamaz 1962 Model Ferrari GTO ile ama emin olun ki bir Bugatti La Voiture Noire sahibi olmaktan çok daha havalı 😎 Koleksiyoner bakış açısı ile durum bu, biz faniler içinse teşekkürün en büyüğü @izbbkultursanat 'a gelsin çünkü bu eserleri deneyimleme şansını verdiler bize.
Serginin adı "Gâvur Mahallesi" müthiş bir mübadele anlatımı var, tüylerinizi diken diken eden... Serginin en renkli, en şenlikli odası ise sizi ters düşürmeye hazır cumartesi anneleri ve  sokaklara isimleri verilip unutulan şehit mertebesi verdiğimiz isimlerle ilgili. İşte tam da bahsettiğim muhteşem ikililik💕  Yaşadığımız topraklar malum  asılarlarca bambaşka medeniyletlere ev sahipliği yapmış ama bunu vurgulayış anlatış şekli, aynanın kullanımı vermek istediği mesaj  ... Eserlerin arkasındaki hikayeleri bilmeniz lazım! 
Ayrıca müthiş bir emek ve prodüksiyon var arka planda. Bu seviyede işler sadece kamu eli ile gerçekleşemez zaten aristoktasi olmasaydı bugün ne Atina Okulu, ne muhteşem David Heykeli ne de Mona Lisa var olamazdı. Sermaye gruplarını arkanıza almadan olmaz olamaz! Tam da burda belki de sanatçımızın sanat üreticisi yanının dışında sanat yöneticiliğindeki ustalığını da vurgulamak gerek. Kendi markasını yaratmakla kalmamış, onu her geçen gün daha güçlü hale getirmeyi başarmış biri var karşımızda.Proje bazlı çalışmaları nokta atışı yapmakla kalmıyor sizi provoke ederken  tüm gücüyle ama naif bir biçimde vuruyor...Güneştekin Vakfı' da bu markanın hakkını vere vere burs sağlıyor sanatla ilgilenmek isteyen gençlere ... Bravo 👏🏻👏🏻👏🏻👏🏻
Kamu ve özel sektör işbirliği sanatla buluşunca işte böyle unutulmaz şeylere imza atma şansınız da oluyor! İzmir'i dünya çapında sanatla markalamakta tam da böyle başarılabilinir...Ne mutlu bize, ne mutlu İzmirliye 💕
Koşun, koşun gidin! Bir daha bir daha gidin! Rehber eşliğinde gezmeyi de ihmal etmeyin...

Beethoven Bergama ' da !

 




Şimdi size bir yolculuk hikayesi anlatacağım...

Aklınızda bir sürü proje ile, gerçekleştirmek istediğiniz sanatsal organizasyonlarla Türkiye gibi bir ülkede yola çıktığınızı hayal edin. Baştan o yolun nasıl engellerle dolu olduğunu kabulle "her şeye rağmen" yükünü omuzlarınıza sırtlayıp yola çıkıyorsunuz zaten. Sonra pandemi sarıyor tüm dünyayı... Omuzunuzdaki yük ile yolun ortasında donakalıyorsunuz! Ama işte durup beklemek yapınızda yok, tepeleri aşmak her zaman daha cazip!

✅Where Do We Go From Here? (Buradan nereye gidiyoruz?)

Tam da burada durmak istememenin bünyede yarattığı kaşıntı beyinde sinyallere dönüşüyor. Şehrimin potansiyeli, tarihi bana göz kırptı. Bergama geldi aklıma, insanlık tarihinin ilk psikiyatri hastanesi, müzikle tedavinin ilk uygulandığı yer muhteşem Asklepion! Bir şey yapmalı... 

Sahnedeyken hayranlıkla izlediğim, beni her seferinde heyecanlandırmayı başaran, daha sonra gönül bağı kurma şansına eriştiğim canlar var hayatımda. Cengiz Sayın ve Burcu Sayın! Aldık elimize bu fikri birleştirdik Beethoven yılı ile. Ay Işığı Sonatı dediler yeniden aranje dediler kalbim yerinden çıkıyordu 🤗 Ama durmadılar dediler ki üzerine söz yaz! Nasıl yani? Ben! Zaten karanlık bir yerdeyim kalemim susmuş...Ama yok tutuşturdular elime kalemi... Ve sonra aslında tüm insanlara "umut var"ı hatırlatacak sözler bizim de yol hikayemiz çıktı ortaya.




✅"When does the end appear?"

(Son ne zaman görünecek?)

Tamam fikir harika, şarkımız var. Ama bunun bir video kliple Bergama Asklepion'u ile birleştirilmesi gerek, nasıl olacak? Hayatınızdaki güzel şeyler üretmeyi seven insanların varlığı devreye girecek. Bir gönül bağı daha Sayın Muammer Sarıkaya. Üretmek adına, İzmir'e güzellikler katmak adına yorulmayan biri daha. Şahane de bir ekibi var. Hadi çalalım kapısını... İçerde bizi bekleyen bir Müjde Kaynar gerçeği var 😍 Aklımdakileri ilk anlattığımda gözlerindeki ışıltı, heyecanını yansıtması... Yaşasın, bizi anlayan birileri daha var! "Yapabilir miyiz?" dedik, "hem de nasıl!" dediler... Yol arkadaşlarımızı çoğalttık. Yolculuk artık daha eğlenceli ama bir tilki durmadan fısıldıyor "ömür boyu sorumlusun gönül bağı kurduğun kişilerden". 




Gücümüzü arttırdık ama yükümüzü de olsun...
✅"We are supposed fo fell love and hate, we destroyed and rebuild ourselves"
Aşkı da nefreti de hissetmeliyiz, paramparça olmalı ve yeniden kendimizi inşaa etmeliyiz."
Her şey harika, birlikte yol aldığımız muhteşem insanlarla biz sonucu görebiliyoruz. Ama bu işin gerçekleşmesi için gerekli olan bir bütçe var. Nasıl yaparız? Nasıl altından kalkarız? Başladık destek istemeye... Oralı bile olmayanlara derdimizi anlatmaya, sonucu hayal ettirmeye çalışmaya. İçinde yaşadığımız bir sistem var ya işte oradaki boşlukları tek tek gözlemledik bu süreçte. İsyan etme isteği çığ gibi büyüdü içimizde ama nefrete, kötü enerjiye yenilemeyecek kadar da değerli bir şey var elimizde. Gerçekleştiremeyeceğimizi düşündük, iptal noktasına kadar geldik tamam dedik harika fikir ama olmuyor, ayağa kalkamıyor. Yol buraya kadar! Sonra ... Sonra bir baktık arkamızdan bazı araçlar geliyor, yanımızda beliriverdiler "güzel bir şey yapıyorsunuz, elimizden geldiği kadar yanınızdayız!" diyerek yanaşıverdiler... İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir Alman Başkonsolosluğu ve Bergama Belediyesi. Taşınamaz hale gelen yüklerimizin bir bölümünü koydular araçlarına hafiflettiler bizi. Daha kalabalık, daha güçlü sorumlulukları daha da artmış olarak devam dedik yola...




✅"Some battles are done some of us kind of won.
So we sound our victory cheer?"
(Bazı savaşlar verildi,bazılarımız güya kazandık.
Şimdi zafer çığlığı mı atacağız?)
Zaferler kolay kazanılmıyor... Hele kaybetmeyi göze alamadıklarınızla giriyorsanız bir mücadeleye! "Zafere giden yolda her şey mübahtır!" düsturu baştan red ettiğiniz yolunuzdan ve etikten asla ödün vermeyen biriyseniz daha da zor. Aklınıza dahi gelmeyecek her türlü aksaklık, teknik sorun anlatmak istemediğim bir sürü sıkıntı yaşandı süreç boyunca. Pandemi engeli de peşimizi hiç bırakmadı. Çekim yapacağımız gün sokağa çıkma yasağı bile geldi 😬. Ama ama ama tüm bu aksilikler yaşanırken bir el daha dokundu bize güç verdi alın bu da benden bir peri tozu dedi Banu Dağcıoğlu Türkeli katıldı yolculuğumuza... Bu kadar güzel insanı bir araya topladıysak her şeyi de aşarız özgüveni bünyemize girdi yavaş yavaş.





Elimde sihirli bir asa taşıyor gibi hissediyorum artık ve çok dikkatli kullanıyorum onu, sorumluluklarım hala sırtımda ama yük değiller taşımaktan onur duyduğum kalkanlarım onlar. Ve eğer yol arkadaşlarınıza güveniyorsanız aşamayacağınız tepe yok. Biliyorduk, gördük, öğrendik.
✅"Why is the path unclear?"
(Neden yol açık değil?)
Yolun sonunu hala net göremiyoruz. Ama oradan parlayan ışığa inanıyoruz.
✅"We will go hand in hand
It can feel like death or it can feel like a second chance at life we can be born all over again"
(El ele gideceğiz
Ölüm gibi de gelebilir hayatta ikinci bir şansta. En baştan yeniden doğabiliriz.)
"Işığa gitme" derler ya filmlerde birinin yaşamasını istediklerinde. Biz bir gidelim görelim diyoruz belki de yeniden doğuştur o ışık.
✅"Breathe in breathe out and decide"
(Nefes al nefes ver ve karar ver!)
Şimdi hepimiz derin nefesler aldık ve yola devam dedik.
✅"We will walk through the sun and let it shine on us"
Güneşin içinden geçme cesaretini koyduk yüreğimize, ve ona bırakıyoruz kendimizi bizi parlatsın diye...
Yol arkadaşlarımıza selam olsun!!!Aydınlığımız hiç eksilmesin...